BLOG

BLOG

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Araştırma birimi açıkladı: "4 kişilik ailenin Ağustos ayına ait açlık sınırı bin 328 lira." Yani evinize bin 328 lira giriyorsa açısınız... Asgari ücreti hatırlatmama gerek var mı? Var elbette... Yazayım bir kez daha, sekiz yüz kırk altı lira... Asgari ücretlisin... Aç oğlu açsın... Sana Allah acısın... Aynı federasyon yoksulluk sınırını da açıklamış. 4 bin 199 lira girerse evine aç değilsin ama yoksulsun. Bu satırları okuyan pek…
Son Düzenlenme Salı, 01 Ağustos 2017 19:25
Salı, 16 May 2017 12:40

Eski Türkiye'yi çok özlüyorum

"Yeni Türkiye" diye iftiharla bağıranların "Yeni Türkiye"de olup bitenlerden haberleri var mı bilemiyorum? Yeni Türkiye'den gördüklerimizi ve yaşadıklarımızı yalın bir dille anlatalım. Türkiye'de yaşayanların çok önemli bir bölümü, Recep Tayyip Erdoğan'ı hala Başbakan sanıyor. Panellerde... Haberlerde... Yorumlarda... Forumlarda... Başbakan denilince akla ve dile ilk gelen isim; Recep Tayyip Erdoğan oluyor. Başbakanlığa atanan Ahmet Davutoğlu'na düşen görev ise bir ünlü yazarın deyişi ile "Başbakancılık oynamak" oluyor. Yeni Türkiye'de halkımıza sorun, "Başbakan…
Salı, 16 May 2017 12:38

Yakında bizi de satacaklar

Öküze, "Öküz" demeliyiz, keçiye, "keçi", deveye, "deve", koça, "koç" demeliyiz. Koyuna koyun... Raylar üzerinde gidene, hani çuf çuf edene "tren", havada uçan kanatlı, yolcu taşıyan şeye uçak, otobüse, "otobüs" demeliyiz. Karşınızda iki hörgüçlü deveyi göre göre, "Koyun" derseniz... Tavuğa, "keçi", öküze "Ayı" derseniz... Hırsıza, "hırsız" diyemezsiniz... Hırsızı, polis görürsünüz, görevini yapan polisi suçlu görürsünüz... Gördüğünüzü doğru biçimde söyleyemiyorsanız, dile getiremiyorsanız... Sorun büyüktür demektir. Nedenlerine, niçinlerine girmek istemem üç kuruşluk beynim…
Salı, 16 May 2017 12:37

Tebrikler Tübit-AK Parti!

Bu olay öyle "Olur böyle vakalar" türünden geçiştirilecek gibi değil. Bu olay Türkiye'de bilimle uğraşan bir kurumun ne hale geldiğinin sulu boya tablosudur. Su koyuveren bu iktidardır. Bu rezil tabloyu boyayan da iktidarın getirdiği bilimle, ilimle ne kadar ilgileri olduğu tartışılan insanlardır. Önce olayı anlatalım. Habertürk'ten Serkan Akkoç yaptı haberi. Haber gazetecilik ödülüne aday bir eser. Haberde yazıyor: "Özel MEF Lisesi 12'inci sınıf öğrencisidir İlayda Şamilgil, ‘First Step To Nobel…
Salı, 16 May 2017 12:36

Bayram bizim neyimize?

"Bayram gelsin istemiyorum" desem... Uuuu... Neler söylersiniz, neler... Dinden girersiniz, imandan çıkarsınız. "Dini bayramlara karşı mısın" diye sorgulamaya kalkıştınız mı yandık... Çırılçıplak soyup, katrana yatırıp, tavuk ve kaz tüylerine bulamadığınız kalır. Bayrama karşı olunur mu? Olunmaz elbette. Ama böyle de bayram olur mu, böyle de bayram kutlanır mı kardeşim? Durun anlatayım, hak vereceksiniz... Kurban Bayramı'nı çığrından çıkarıyoruz. Gazetelerde fotoğraflarını gördünüz, televizyonlarda izlediniz. Vinç'e ayağından asılan dananın böğürmesi bile içinizi acıtmadı...…
Salı, 16 May 2017 12:36

Yürrüü anca gidersin…

Alman gazeteciler “Casus” çıkmadı… Nereden anladın? Casus olsa bu iktidar bırakır mıydı? Belinden su alırdı, Silivri’ye tıkardı… Eee peki biri kadın, beş Alman gazeteci hangi suçlamayla gözaltına alınmıştı? Gazetelerden okuduk, yetkililerin açıklamasına göre, “Casusluk” gerekçesiyle… Nasıl anlamışlar casus olduklarını? Sormayın… Beş Alman gazeteci, halkı provoke etmeye çalışmışlar. Nasıl mı? Şöyle… Bağlar ilçesinde cezaevi üst köşesinde çocuklara lastik yaktırarak mizansen fotoğraf çekmeye çalışmışlar. İddia bu… Biz gazetecilik mesleğinde bu tip olayları…
Salı, 16 May 2017 12:35

Türkiye bütün güzel

Albert Einstein "Atom"u parçaladı. Çok muazzam bir enerji kaynağını ortaya koydu. *** Recep Tayyip Erdoğan başbakanlığı süresince bir ulusu parçalamak için elinden geleni ardına koymadı... Çok şükür, şimdilik başaramadı. Ancak ilerlediği yolda başarılı olduğunu da kabullenmek gerekir. Toplumu ince ince doğrayarak, saflarda toplamayı, sevdiğini sürüklemeyi, sevmediklerini tepelemeyi ve yok etmeyi planları dahilinde adım adım uyguladı. Nasıl mı? Şöyle... *** Yargıyı ele alalım... HSYK seçimlerini... Kim ki iktidarın gücünün yanında değil.…
İzmir'e, İzmirlilere ilk hakaret eden o değil ki... Onun emir eri olduğu, şimdi Türkiye'nin en tepe noktasında oturan zat-ı muhterem ağzından kaçırmıştı; “Gavur İzmir”, deyivermişti... Partisinin sözcülüğünü yapan, konuştuğu Türkçe ile derdini anlatamayan, eski Milli Eğitim Bakanı vardı. Özgeçmişinde "İleri düzeyde İngilizce ve Kürtçe biliyor" diye yazan bu Van Milletvekili vatandaş İzmir için yorumda bulunmuştu.. "İzmir sümüklü bir çocuğa benziyor" demişti... Sonra da, "Beni yanlış anladınız, ben bakımsızlığını anlatmak istemiştim"…
Salı, 16 May 2017 12:34

Gürültü yapmaya çağırıyorum

Boşuna dememiş Atalarımız; "Zenginin malı fakirin çenesini yorar" diye... Bizim züğürtlerimizin de çenesi yoruldu konuşa konuşa... "Vay efendim İçişleri Bakanı'nın oğlunun evinde yedi çelik kasa bulunmuş." "Para öyle çokmuş ki saymaya parmak yetmeyeceği için para sayma makinası da varmış." "İçişleri Bakanı, 'oğlum dikkat et, evde ne kadar para var’ diye sormuş, oğul da, ‘merak etme baba üç beş kuruş var. Bir trilyon kadar’ demiş...” Münafıklar o zaman da konuşmuştu, şimdi…
Bilinen fıkradır: Bir gün Nasreddin Hoca'nın eşeği çalınmış. Can sıkıntısı içinde durumu komşularına anlatınca her kafadan bir ses çıkmaya başlamış. Birisi: - Hocam niye ahırın kapısına iyi bir kilit takmadın sanki? Bir başkası : - Evine hırsız giriyor da senin nasıl haberin olmuyor, diye konuşmuş. Bir diğeri de : - Hocam, kusura bakma ama eşeğin çalınmasına en büyük sebep yine sensin. Çünkü doğru dürüst bir ahırın bile yok. Nerden baksan…
Salı, 16 May 2017 12:33

Biz böyle bir milletiz

Sayıları giderek artıyor… Hemen her sokakta, her çöp konteynerinin başında onları görüyoruz… Kiminin yanında köpeği… Kiminin yanında oğlu, kızı. Acıyarak bakıyoruz. Üzülerek bakıyoruz. Elimiz gayri ihtiyari kulağımıza gidiyor, kulak memesini yakalıyor, çekiyor. Halimize şükrediyoruz. Çöpten ekmek çıkaranlar onlar. Bizim naylon poşetlere koyduktan sonra savurup attığımız çöplerin içinden şişeleri, kutuları, kağıtları toplayarak ekonomiye geri kazandıranlar onlar… Ekmeğini çöpten çıkaran insanların ülkemiz ekonomisine bir yıl içinde kazandırdığı rakamın 1.2 milyar olduğunun bilinmesini…
Salı, 16 May 2017 12:32

Geriye doğru marş marş…

Bir köşe yazarı Türkiye’de gündem açısından hiç sıkıntı çekmez. Hele köşe yazarı konulara eleştirel yaklaşıyorsa bazen de, “Onu mu yazayım, bunu mu?”, “Ona mı vurayım, buna mı?” diye sıkıntıya düştüğü de olur! Gazeteci gündemi kovalar, haberi kovalar. İyi gazeteciler ise asla haber olmak ve gündemin ortasına “pat” diye oturmak istemez. Yazdığı yazılarının konuşulmasından, yaptığı haberlerin, çektiği fotoğrafın beğenilmesinden hoşlanır. Gazetecinin ruhunda sanatçılık da vardır, siyaset de… Bilim adamlığı da, tiyatroculuk,…
Salı, 16 May 2017 12:31

Pantolonu gösteren ütüdür…

  Elinde ibrikle koşturan çok kişi gördük… Havlu tutanı da… İbrik tutan, usul usul dökerdi suyu, rahmetli Necmettin Erbakan’da abdest alırdı. Havlu tutan belden hafif kırarak eğilir, hocanın elini, ayağını kurulamasını yüzüne yayılan memnuniyet ifadesiyle seyrederdi. Erbakan Hoca yaş aldıkça durum değişti… Eğilip ayaklarını yıkayan görevlilere de tanık olduk. Havlu ile kurulayanlara da… Ama ben hiç elinde ütü masası ile koşuşturan bir görevli görmemiştim düne kadar… Dün gördüm… Soluk soluğa……
Salı, 16 May 2017 12:30

İki kez okunacak yazı

CHP Gazipaşa İlçe Başkanlığı’nın yemeğinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının kürsüye dayandırıldığını görünce yüreğim cız etti. Kürsüde konuşan eski Genel Başkan Deniz Baykal, kürsüye dayanan fotoğrafta Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu. Gerekçeleri, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun posteri yokmuş, partiden söktükleri fotoğrafını kürsünün önünde yere koymuşlar. O fotoğraf öyle çok şey anlatıyor ki sayfalar dolusu yazsam söylemek istediklerimin yarısını söylerim de yerim yetmez. Ancak tek kelimeyle söyleyeyim sayfalara bedele olsun: Çok büyük…
Salı, 16 May 2017 12:30

Ölüm hep bize mi düşer usta?

Refik Durbaş’ın şirinden dörtlüktür, Zülfü Livaneli’nin sazından, ağzından dile gelmiştir. Bir yakarıştır… Bir ağıttır. Sorar satırlarda: “Elim sanata düşer usta Dilim küfre, yüreğim acıya Ölüm hep bana Bana mı düşer usta?” Sonrasını bilirsiniz… Hasret, acı hep bana mı düşer usta, diye soran satırlar… *** Ne zaman bir ocak çökse… Grizu patlaması olsa… İnşaattan işçi düşse… Beynime kazınan bu satırlar geliverir. Ölüm hep bana, bana mı düşer usta, diye soran… ***…
Geçenlerde İstanbul Esenler’de yürürken bir kafeteryanın balkonunda sigara içen birkaç genci görünce sinirlenen, yanında bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Toptaş’a ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya, “Nerde sizin zabıtalarınız kanun var kardeşim. Kessenize cezayı” dedikten sonra balkondaki gençlere doğru bakıp azarladı: Ya bak orada şimdi oturuyor terbiyesiz herif, Cumhurbaşkanı söylüyor hala içmeye devam ediyor. Sonra söz konusu kafeteryanın sahibine 6 bin lira, sigara içenlere de 90’a lira para cezası kestirmiş.…
Salı, 16 May 2017 12:28

Tribünde bile sportmen değiliz

Spor yapmayı sevmiyoruz… Kırklı yaşlardan sonra göbek çevremizin yağlanmasını endişelenmeden doğal karşılayan insanlarız… 37 bin nüfuslu Liechtenstein Avrupa’nın en küçük ülkelerinden biri… Ülke nüfusunun üçte biri kayıtlı sporcu. Basketboldan futbola, tenisten atletizme kadar sporun her dalında lisanslı olarak yerini alıyor. Türkiye nüfusu ise 75 milyonu bulmuş durumda. Toplam 619 bin 789 lisanslı sporcu görünüyor, ancak bu sayının 122 bin 744’ü faal olarak spor yapıyor. Özetle söylemek gerekirse; bizde lisanslı aktif…
Salı, 16 May 2017 12:27

Sustun sıra sana geldi!.

Geçmişten günümüze direnenlerin ortak çağrısıydı… Yürürken, coplanırken, gaz altındayken duyarsız kalan halka ses verilirdi: Susma sustukça sıra sana gelecek! Umursamaz… Aymaz… Müstehzi bir suratla seyreder, yürür giderdi… Çağrıya kulak asmayanlar gün be gün daraldılar. Soluk alamaz noktaya geldiler. Korku imparatorluğunun baskısını hissetmeye başladılar. Susma sustukça sıra sana gelecek, diyenler ne yazıkki haklı çıktılar. AKP iktidarının zulmüne uğramayan kalmadı, kalmayacak desek haksız sayılmayız. İşçiler gazlandı… Direnen Tekel işçileri Ankara’da işkenceden geçirildi.…
Her felaketin ardından gözyaşı döken… Kaybettiklerimizin ardından ağıtlar yaktıktan… Nutuklar attıktan sonra… En büyük acıyı bile toprağa gömen millet olduk… Unutuveren… Kendi derdi ile kavrulan insanlar… Acıların bile eğitemediği… Ders veremediği… Yön ve yol gösteremediği insanlar olduk. İstatistiklere göre son bir yıl içinde yalnızca iş katliamlarında kaybettiğimiz insan sayımız 1500’ü buldu. Kazaların tamamına “Kader” gözüyle bakan, “Fıtratında var” söylemiyle ölümleri olağanlaştıran bir iktidar var başımızda. Bu anlayış yıkılmadıkça ne ölümlerin…
Salı, 16 May 2017 12:26

17 yıl yetmez asın, derken…

“Gazetecileri assınlar”, derken tepkimi koymak istedim. Bazı aklı evveller hemen aradı, “Yahu başkan idam cezasına karşı olman gerekirken üstelik meslektaşlarımızın idamını istemek doğru mu?” dediler. Gülersin ağlanacak haline… Anlattım… Uzun uzun, sıkılmadan… Benim söylediğim söz koyacağımız en ağır tepkiyi ifade ediyor. Bir gazeteci, bir Genel Başkan’ın meclis kürsüsünde söylediklerini haberleştiriyor, kürsüden gösterdiği kanıtları yayınlıyorsa ve o gazeteci 17 yıl hapis cezası istemiyle hakim karşısına dikiliyorsa ne dersiniz?.. Ne dersiniz?.. Argo…
Salı, 16 May 2017 12:25

Kolomb, sarayı unutturdu

Kim dediyse... Hangi ağızdan çıktıysa... Niçin söylediyse... Bilemem. Bildiğim, ortada fol ve yumurta olmadan bir söz asla belleğimize yerleşmez. Dilimize dolanmış ve günlük hayatta sıkça kullandığımız bir cümledir. Zararsız ve hakaret de içermez. Mizahi yanı da vardır cümlenin. Tebessüm de ettirir. Gözümüzün içine baka baka palavra sıkana, “Atma Recep din kardeşiyiz” deriz… Bir Recep varki başımızda, bu sözü ilk söyleyene “Hay ağzını öpeyim” senin dedirtir. Gerçi birkaç kendini bilmez palavracı…
Salı, 16 May 2017 12:24

Meslek ahlakı

"İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır" demiş atalarımız... Bun derken, iğnenin acısını hisset ki, çuvaldızı kullanırken vicdanına danış, demek istemişler... İğnenin acısını bilen, çuvaldızı batırırken... Nasıl davranır? *** Her mesleğin kendine göre ilkeleri vardır. Berber usturasını ustaca kullanmak zorundadır, surat da iz bırakmamak için. Her seferinde ustura kesiğiyle berber koltuğundan kalkıyorsanız, o berbere kendinizi teslim etmek ne kadar akılcıdır? Kafadan zorunuz yoksa değil o berberin koltuğuna oturmak, kapısının önünden bile geçmezsiniz.…
Salı, 16 May 2017 12:24

Bizden uyarması, top sizde...

Geçtiğimiz gün, Ankara İncek'te 20 katlı bir binanın inşaatının dokuzuncu katından yere çakılan asansör; bir işçinin ölümüne, üçünün de ağır yaralanmasına yol açtı. Şöyle bir araştırdım... İstanbul ve Ankara'da yüksek katlı bina inşaatlarının neredeyse tamamında ölümlü asansör kazalarına gün aşırı rastlıyoruz. Eylül ayının başında en çok ölümlü asansör kazasını Mecidiyeköy'deki rezidans inşaatında yaşadık. 10 işçimiz 32'nci kattan düşerek can verdi. O işçilerin arasında Tunceli Üniversitesi'nde okuyan bir genç vardı. Okul…
Salı, 16 May 2017 12:23

Bir ömür, bir saat etmez!

700 bine takılıyım… Eski para ile 700 milyar lira… Asgari ücretin neti 891 Türk lirası… 700 bini bölüverin 891’e… 785 ay çıkar… 785 ay, 65 yıl demektir. *** Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın kolundaki saat bir asgari ücretlinin ömrüdür. 10 yaşında başlasa çalışmaya, 75 yaşına kadar çalışsa durmaksızın… Yemese, içmese, üst üste koysa paraları Zafer Çağlayan’ın saatinin parasını ancak denkleştirebilir. Bir saat, bir işçinin ömrüdür… Hatta bir işçinin ömrü yemese…
Salı, 16 May 2017 12:22

Dosttan, dostlara bir uyarı...

Bir açık oturumdan... Konuşmacılar, "odun kırıcının hınk deyicileri" tipler... Geçmişten örnek verirsek; Osmanlı'da sarayda bulunup, "Padişah'ım çok yaşaaa" diye yırtınarak bağıranlardan, el etek öpmek için iki seksen yere uzananlardan... Çil çil akçeler için... Sarayda yükselmek, boğazını yağlamak, geleceğini kurtarmak için... Haksıza haklı... Namussuzlara alkış tutan... Haklıya, haksız... Namusluyu yuhalayan... Hırsıza, beyefendi... Diyenlerden... O biçim tiplerden... Ekranları dolduran o tiplerin katıldığı bir açık oturum... Allahtan sinirlerim sağlam, ne dediklerini, ne diyeceklerini…
Salı, 16 May 2017 12:17

Ampullü antetli kağıt

Adını sıkça duyduğunuz, hafızanızda yer eden yazar değil Ercan Akyıldız. Bursa'da yaşar, Bursa'da yazar... İbrahim Erdoğan ile birlikte ortaklaşa çıkardığı ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle satmak zorunda kaldıkları Meydan Gazetesi'nde halen köşe yazarı... 30 yıllık gazeteci... Sürekli Basın Kartı sahibi. Ercan Akyıldız'ın başına gelenler Anadolu'da sayısız gazetecinin başına gelen türden. Yazdığı yazılar için AKP Bursa İl Başkanı Cemalettin Torun peş peşe davalar açıyor. Hem hakaret davası hem de tazminat davası... Buraya…
Haftanın ilk gününün çok önemli saatlerini CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile geçirdim. Yanlış anlaşılmasın, baş başa görüşerek değil… O konuştu, biz dinledik. Sabahın erken denilecek saatinde hınca hınç dolu büyük bir salonda partililere seslendi Kemal Bey. Bağırmadı… Sesini yükseltmedi. Sakin, kararlı, CHP’nin niçin iktidar olması gerektiğini anlattı. Korkuyu büyüterek ve içselleştirerek destek istemek yerine CHP’nin umut olacağının altını kalın çizgilerle çizdi ve İzmir’den Türkiye’ye çağrıda bulundu: Biz ülkeyi bu…
Son Düzenlenme Salı, 16 May 2017 12:21
Salı, 16 May 2017 12:09

Suruç’ta basın kartlı olmak…

Basın Kartı ne işe yarar? Bu soruyu İletişim Fakültesi’ne yeni kaydolmuş bir genç gazeteci adayı sorarsa, "Vakti zamanı gelince öğrenirsin" diye pas geçin. Meslekle yakından uzaktan ilgisi olmayan yurttaşlara yanıt vermeyebilirsiniz. Ancak bu soruyu mesleğine 36 yılını vermiş bir kişi soruyorsa durun, dinleyin ve sorduğu soruların yanıtlarını tez elden verin. Bu kişi bir de meslek örgütünün en büyüğü ve örgütlüsü olan Türkiye Gazeteciler Federasyonu'nda her türlü baskı, tehdit ve şantaja…
Son Düzenlenme Salı, 16 May 2017 12:21
Salı, 16 May 2017 12:05

Dinlediniz de ne öğrendiniz?

Espriyle karışık bir tweett attım, gülümsetti. "Çok yoğun çalışıyoruz, dinlenmiyoruz" diyen gazeteciler yalancı çıktı. Meğer dinlenmeyen gazeteci yokmuş" dedim. Hürriyet gazetesi listesini de yayınladı, "Dinlenen isimler" diye. Haberde bahsi geçen İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer'in emri ile İstanbul'da çok ünlü gazetecilerin yanı sıra, magazin dünyasının bazı isimlerinin de listede olması, özel yaşamın takibini ve açık arayarak elde edilecek delillerle itibarsızlaştırma girişimlerini de gösteriyor. Dinlenenlerin listesi ortaya çıktı... Sanıyorum,…
Son Düzenlenme Salı, 16 May 2017 12:21
Salı, 16 May 2017 12:01

Osmanlıyı batıran üç neden

Sultan 2. Abdülhamit’in torunu Orhan Osmanoğlu, “Osmanlıca zorunlu ders olmasın, seçmeli ders olsun” diyor. Gerekçesini de şöyle açıklıyor: "Gençler başka bir dil öğreneceğiz diye korkmasınlar. Zorunlu değil, seçmeli olması daha iyi olur. Bu işi gençlere sevdirerek yapmak lazım." Yani siz seçenekler arasına koyun, öğrenmek isteyen varsa seve seve… Tarih araştırmacılarının, Osmanlı dönemine meraklıların bildiği Osmanlıca’yı Türkiye’de çocuklara zorla öğretmek, dayatmak ne kadar akılcıdır ve gerçekçidir sonucu göreceğiz. Osmanlıca’yı dayatanlara adını…
Son Düzenlenme Salı, 16 May 2017 12:22
Salı, 16 May 2017 11:58

Tek adaylı demokrasi

Cumhuriyet Halk Partisi’nde milletvekili adayları önseçimle belirlenecek. Bu kesinleşti. Uğur Dündar’ın Halk Arenası programına konuk olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu milletvekili adaylarını önseçimle belirleyeceklerini söyledi. “Milletvekili adaylarını hangi yöntemle belirleyeceksiniz? Tabanda önseçim talepleri var. Gezdiğimiz bütün il ve ilçelerde aynı taleple karşılanıyoruz” diyen Uğur Dündar’a CHP Genel Başkanı, “Tüzüğümüzde yazılı önseçimi aidatını ödeyen üyelerle yapacağız” diye konuşmuştu. Ardından bölgesel toplantı için geldiği İzmir’de katıldığı ESİAD toplantısında gazetecilerin sorusu üzerine,…
Son Düzenlenme Salı, 16 May 2017 12:22